körfezin bittiği yerde altınyolda ilerliyorum.
tam yoldan geçerken körfezin sularına bakıyorum.
ellerim direksiyonda, ayağım gaz pedalında..
izmir'in eşsiz manzarasından gözlerimi almakta zorlanıyorum..
zihnimdeyse şakır şakır bir yağmurun duası var!oysa cama düşen damlalar o kadar cılız ki silecekleri çalıştırmak gerekmiyor,rüzgâr alıp götürüveriyor hepsini..
radyoyu karıştırıyorum..
iyi bir yağmur şarkısı çalsa şimdi!trafik falan vız gelir o zaman!.
“A hard rain’s gonna fall” değil tabii!müthiştir ama yorar.
Eurythmics’in “Here comes the rain again” şarkısının tatlı bir neşesi vardır ama onu yürürken kulaklıkları takıp dinlemeli: “İşte yine yağmur yağıyor/Başıma hatıralar gibi düşüyor damlalar.”
yok! Şebo'nun “Yağmurlar”ı da olmaz!
sıkı ama çok haşin şarkıdır.zaten şarkının “bana sırılsıklam âşık olamadın,git yağmurda ıslan da gör,anla ama artık beni arama” havası çok dokunur insana..
15-16 yaşlarındayken odama kapanıp uzun saatler boyu dinlemeye doyamadığım Joplin’in “I can’t stand the rain”i çalsa mesela..
o da olmaz!Joplin’in yırtık ve kısık sesindeki hüzün öyle boğar ki beni,orada takılır kalırım..
Zaten yağmura sitem eden değil,yağmuru seven bir şarkıya muhtacım şimdi..
ya bir radyo kanalı büyük bir sürpriz yapsa da Guns N’Roses’ın dev parçası “November Rain” hoparlörlerden ağır ağır yükselmeye başlasa?..
harika olur!ama şarkıya kaptırıp izmir dışına doğru yola devam etmeyeceğimi kendime garanti edemem!.
hem kasım ayına daha çok var.o karanlık ve soğuk yağmurlara..
incil propagandaları;pişmiş aşına çok su katılmış türküler;sunucuların ne kadar ağır konuşursam o kadar etkileyici olurum kuruntusuna kapıldığı programları;yaz şarkılarının dönmeye devam ettiği popüler müzik kanalları, bitmez tükenmez maç yorumları..
hepsi bir bir arzı endam ediyor arabanın radyosunda!
ama ne yağmur var ne de yağmur şarkısı!
tam vazgeçip sessizliği tercih edeceğim ki,bir kamyonun hızla ve sarsarak beni solladığı anda bir kanalda Garbage’ın eski şarkısı kulağıma çalınıyor.
“I’m only happy when it rains.”
hafif çıtır ve neşeli bir müziği var ama sözler tam tersine,fena halde damardan ve fazlasıyla ironik!
tamam,diyorum içimden.istediğim buydu.
gaz pedalına biraz daha dokunurken Garbage’ın solisti Shirley Manson’a mırıldanarak eşlik ediyorum: “biliyorsun, işler kötü gittiğinde/hüzünlü şarkılar dinlediğimde kendimi daha iyi hissediyorum/sadece yağmurda mutlu oluyorum.”
kendime inanamıyorum!
ne o?
yoksa doğdum doğalı peşimi bırakmayan o koyu melankolik yanım güneşe ölümüne âşık Sami’yi köşeye sıkıştırıp yavaş yavaş boğmaya mı başladı?
insan bu saatten,bu yaştan sonra yeni yetmelik çağına geri döner mi canım?!.



