Arkadaşlık isteniyor, yetmiyor. Sevgililik isteniyor, bu kez de fazla geliyor. Modern flört kültürü bu çıkmazı aşamaz. Çünkü hem eğlenip iyi vakit geçirmeyi hem de sevip sevilmeyi aynı anda garanti altına alabilmek imkansızdır.
Bilmem, size de öyle geliyor mu? Aşk taklidi yapan günümüz ilişkilerindeki hız ve telaş hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışan ambulansı andırıyor.
"Sev beni!.." Bu yalansız, dolansız; çırılçıplak bir davet değildir. Çoğu zaman şöyle okumak gerekir: "Onu değil beni sev!" ya da "kimseyi sevme beni sev!"
Çılgınlık ettiğinde hoş görülen, incinmesin diye özenle korunup kollanan, varlığı sürekli pohpohlanan, sık sık sevindirilen ve yalnız kalmasına izin verilmeyen insanlar âşık olabilir mi? Sanmam...
Samimiyet nereden kaynaklanır? Bir başkasıyla tanışıklıktan mı? Yakınlık duygusu samimiyetle kardeş midir? Ne palavra! Samimiyeti yaratan, bir başkasıyla değil, insanın kendisiyle tanışıklığıdır.
Hep yazdım, yazacağım: Modern dünyada samimiyet sanılan ve öyle sunulan şey bir tür "ruhsal fortçuluk!" Herkesin ruhu, kişiliği, kimliği birbirine sürtünüyor.
Mutlu anılar uydurmaya; özellikle de mutlu çocukluk anılarına bayılırız. Ballandıra ballandıra anlatırız. Oysa herkes bilir ki, belleğimizin mutlulukla arası iyi değildir. Bir Arap atasözü "İnsanın belleği mutsuzlukla aynı yaştadır" dermiş! H.B
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder