Sevilmek... Annemizin memesinden ayrıldıktan sonra yakamızı hiç bırakmayan o derin ve dindirilemez özlem!
Sevilmek... Bazen bir armağan, bazen sığınak, bazen bir türlü uyanılamayan rüya!
Sevilmek... Bazen sonu hezeyan, iç görü kaybı, şımarıklık ve çürümeyle gelen bir hastalığın kaynağı olan sinsi bir virüs!
Elbette insan sevile sevile serpiliyor, olgunlaşıyor.
Fakat bazılarımız da sevile sevile küçülüp çürüyor.
Bazı insanlar alkışlarla beslenerek daha iyi olma yolunda ilerliyor.
Fakat birçokları da alkışlarla yolunu kaybediyor.
Çünkü sevilmek, bir meleğin kollarında uyumak gibidir.
Yine de unutmamak gerekir; Şeytan da melektir.
O yüzden sevilip sevilmediğimizden daha önemli bir kriteri devreye sokmak gerekir: O da başkalarını kalpten sevip sevmediğimizdir.
Sevilen ve çok sevildiğine güvenen bozulabilir.
Ama seven bozulmaz, çürümez!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder